7G
1. SAHNE
DIŞ – PLAZA ÇIKIŞI / DURAK – GECE
Yağmur yeni dinmiş; asfalt ıslak, ışıklar yansır.
SELİN (30’larının başı), elinde laptop çantasıyla kartlı geçiş turnikesinden çıkar.
Yorgun, omuzları düşük.
Uzakta, son gece dolmuşlarından biri hareket eder.
SELİN koşar ama yetişemez; dolmuş uzaklaşırken egzoz dumanı ince bir sis bırakır.
Durak neredeyse boştur.
Durak tabelasında görünen hatlar: 34B – 89K – 12Y.
“7G” yoktur.
Selin banka oturur. Telefonunu çıkarır, saate bakar: 01:07.
Ekranda bildirim: “Toplantı sunumu – Yarın 09:00”.
Başını kaldırır; sokak sessizdir.
BİR AN:
Karanlığın içinden sarı bir DOLMUŞ sesi çok duyulmadan yaklaşır.
Tabelasında titreşen LED yazı: “7G”.
Altında boş bir çizgi: “—”.
Dolmuş, durakta “yok”muş gibi görünen dar bir boşluğa yanaşır.
Kapı “tıs” sesiyle açılır.
ŞOFÖR (50’lerinde, yüzü ifadesiz), Selin’e bakmaz; sigarasını kül tablasında ezer.
Selin etrafına bakar; durakta hâlâ tek başınadır.
Tereddüt eder, sonra derin bir nefes alıp dolmuşa biner.
2. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ – GECE (İLK BİNİŞ)
Kapıda:
SELİN refleksle kartını çıkarır, kart okuma cihazı arar.
Cihaz yoktur; sadece eski usul bir bozuk para kutusu, o da boş.
SELİN
(çekingen)
Kart… nereye okutmam gerekiyor?
ŞOFÖR, gözlerini yoldan ayırmadan dikiz aynasından kısa bir bakış fırlatır.
ŞOFÖR
Otur.
Selin hafif bozulur ama ses etmez. Orta sıralardan bir koltuğa geçer.
İÇERİDEKİLER:
-
Pencereden dışarı bakan EMEKLİ AMCA (70’lerinde).
-
Kucağında gitar kılıfı olan GENÇ (20’lerinde).
-
Hemşire formasıyla, yorgun gözlü HEMŞİRE.
-
En arkada, kravatı gevşemiş, sessiz TAKIM ELBİSELİ ADAM.
Dolmuş hareket eder.
Selin telefonunu çıkarır, ekrana bakar; parlak ışık yüzünü kısa süre aydınlatır.
Bildirimlere bakar, hiçbirini açmaz. Telefonu çantasına koyar.
PENCEREDEN DIŞARI:
Selin, “her zamanki güzergâh”ı beklerken, tanımadığı ara sokaklar, eski binalar görür.
Sokak isimleri yabancıdır.
Bir yan caddede, eski bir sinemanın neon tabelası yanıp söner:
“SİNEMA GÜVEN – YARIN PRÖMİYER”.
Selin hafif kaşlarını çatar.
İÇ SES (SELİN)
Bu taraflara hiç gelmemiştim…
Ya da geldim de hatırlamıyorum.
3. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / DIŞ – ŞANTİYE – GECE
DURAK: “TESADÜFLER”
Hoparlörden hafif parazitli bir ANONS duyulur.
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Tesadüfler.
Selin dışarı bakar.
PENCEREDEN:
Kendi çalıştığı PLAZA'nın olması gereken yerde, yarım kalmış bir İNŞAAT vardır.
Vinçler, iskeleler, brandalar.
Branda üzerinde büyük bir yazı:
“BURADA 2023’TE YENİ BİR İŞ MERKEZİ YÜKSELECEK.”
Şantiye girişinde, sırt çantalı GENÇ BİR KADIN görünür.
Yüz hatları Selin’e benzer; daha genç, heyecanlı.
Genç Selin, güvenliğe bir şey sorar, sonra karşı kaldırıma döner.
Karşıda, yıpranmış bir tabela:
“MÜZİK STÜDYOSU – DEMO KAYIT”.
Genç Selin, stüdyo kapısına, sonra şantiyeye bakar.
Kısa bir kararsızlık anı.
Sonunda şantiyeye yönelir; gelecekteki plaza binasının temeline doğru yürür.
Şimdiki Selin, bunu seyrederken nefesini fark etmeden tutar.
İÇ SES (SELİN)
O gün…
“Şimdilik böyle” demiştim kendime.
Dolmuş, şantiyenin önünden ağır ağır geçip uzaklaşır.
4. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ – GECE
DURAK: “ERTELEME”
Hoparlör yine cızırdar.
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Erteleme.
PENCEREDE:
Bir OFİS MASASI.
Bilgisayar ekranında, adres satırı doldurulmuş bir e-posta:
“Konu: Burs Programı Hk.”
Gövdede uzun bir metin: kişisel açıklamalar, çekingen ama samimi bir başvuru metni.
En altta, imza: “Selin Yılmaz”.
İmleç, “Gönder” butonunun üzerindedir.
Mouse hareket eder, butona yaklaşır, geri çekilir.
Ekranın köşesinde saat: 23:59.
Selin’in genç elleri klavyenin üzerinde durur.
Derin bir nefes, sonra pencereyi kapatır.
E-posta “Taslaklar” klasörüne düşer.
Şimdiki Selin, camdan bu sahneye bakar.
İÇ SES (SELİN)
“Yarın bakarım” demiştim.
Yarın hiç gelmedi.
Dolmuş yavaşlar, durak tabelasında “ERTELEME” yazısı seçilir, sonra geride kalır.
İÇERİDE:
EMEKLİ AMCA başını hafifçe sallar, sanki kendi “erteleme”lerini hatırlar.
Genç gitarcı, gitar kılıfının fermuarıyla oynar.
5. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ – GECE
DURAK: “SUSMAK”
Dolmuş bir başka hatta bağlanır gibi yön değiştirir.
ANONS SESİ:
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Susmak.
PENCEREDE – HEMŞİRE’NİN GÖZÜNDEN:
Hastane koridoru.
Genç HEMŞİRE, duvar dibinde ayakta durur.
Bir doktor, yaşlı bir hastaya sert çıkmaktadır; haksız, aşağılayıcı bir ton.
Hemşire, araya girecek gibi bir adım atar, sonra geri çekilir.
Başını eğer, bilgisayardaki forma döner.
Doktor uzaklaştıktan sonra yaşlı hasta, hemşireye bakar;
gözlerinde rica ve kırgınlık.
Hemşire, başını kaldırmaz.
Dolmuşun içindeki Hemşire, kendi camından uzaklaşır; gözlerini dizlerine diker.
PENCERE – GENÇ’İN TARAFI:
Küçük bir bar sahnesi.
GENÇ, sahne kenarında gitarını akort eder.
Organizatör yanına gelir:
“Bu gece sana sıra gelmeyebilir, kusura bakma,” der gibi elini kaldırır.
Genç, başını sallar, hiçbir şey söylemez; gitarını çantasına koyar.
Şimdiki Genç yolcu, dudaklarını ısırır.
Dolmuş fren yapmadan, “Susmak” tabelasının önünden geçer.
Kimse inmez.
6. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ – GECE
ŞOFÖRLE YÜZLEŞME
Selin, huzursuzluğunu artık saklayamaz.
Öne eğilir, şoföre seslenir.
SELİN
Şey…
Bu hat…
Normalde nereden geçiyor?
ŞOFÖR, cevap vermeden kısa bir süre direksiyona bakar.
İçeride sadece motor sesi ve camların uğultusu duyulur.
Sonra dikiz aynasından göz göze gelir Selin’le.
ŞOFÖR
Sen neredeydin bugüne kadar?
Selin afallar.
SELİN
Anlamadım?
Şoför omuz silkeler, bakışını yola çevirir.
DİKİZ AYNASINDA:
Kısa bir an, Selin’in yüzü yerine birkaç yıl daha yaşlı bir Selin belirir.
Göz altları daha belirgin, saçında birkaç beyaz tel, bakışı daha net.
Selin göz kırptığında görüntü kaybolur; aynada yine şimdiki Selin vardır.
7. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / DIŞ – APARTMAN KAPI ÖNÜ – GECE
DURAK: “GERİ DÖNÜŞ”
ANONS SESİ:
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Geri Dönüş.
PENCEREDEN:
Mütevazı bir apartman girişi.
Kapı önünde genç bir ADAM, sigara içerek bekler.
Arada telefona bakar, sonra sokağı süzer.
Yüzü, Selin’in eski sevgilisine çok benzer.
Kapının yanında küçük bir tabelada soyadı yazar;
Selin’in bakışı, soyadını tanıdığı anda donakalır.
Kapının üstündeki çividen düşmüş eski bir kapı süsü sallanır.
GENÇ ADAM, bir ara saate bakar, üşüyerek montuna sarılır.
Gelmesi beklenen kişi hiç gelmeyecekmiş gibi uzun bir bekleyiş.
Şimdiki Selin’in yüzünde utanç ve hüzün karışımı bir ifade.
İÇ SES (SELİN)
O gece aramadım.
Eve gidip yattım.
“Zaten bitmişti” dedim kendime.
Dolmuş yavaşlar, neredeyse durur.
ŞOFÖR
(boğuk)
İnecek var mı?
Selin’in eli tutamağa gider, sonra bırakır.
Kimse bir şey demez.
Dolmuş, tekrar hızlanır.
“Geri Dönüş” tabelası geride kalır.
8. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ – GECE
DURAK: “VAZGEÇİŞ”
ANONS tekrar cızırdar.
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Vazgeçiş.
PENCEREDE:
Ev içi.
Gece, mutfak masasında dağınık kâğıtlar, not defterleri, renkli kalemler.
Genç Selin, bir defterin başında oturur.
Sayfanın üstünde el yazısı başlık:
“FİLM FİKRİ / ROMAN TASLAĞI / PROJE” (hangisi olduğuna karar verilememiş, üstü karalanmış kelimeler).
Sayfanın ortasında birkaç cümle, altında çizikler.
Genç Selin, kalemi bırakır, sayfaya bakar.
Yüzünde “kim okuyacak ki?” duygusu.
Defterin bu sayfasını ikiye katlar, hızla koparır.
Yırttığı sayfayı çöpe atar.
Çöpte başka yırtık sayfalar da vardır; farklı tarihler, farklı başlangıçlar.
Şimdiki Selin camdan bakarken boğazı düğümlenir.
İÇ SES (SELİN)
Hiç başlamadan bıraktım çoğunu.
Sanki denemek bile fazla iddialıymış gibi.
Dolmuş, “Vazgeçiş” tabelasının yanından süzülerek geçer.
9. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / ZAMAN KAYMASI – GECE
GENÇ SELİN’LE KARŞILAŞMA & “İTİRAF”A GİDEN EŞİK
Dolmuşun içinde hava değişir; hareket hissi, biraz daha yavaşlar.
Pencerelerin dışındaki manzara, mevsim değiştirir gibi kayar:
Bir camda sonbahar yaprakları, diğerinde yaz güneşi, bir başkasında yağmur.
Selin kendi camına bakar.
PENCEREDEN:
Metro çıkışının önünde, sırt çantalı GENÇ SELİN durmaktadır.
Üzerinde öğrenci montu.
Elinde broşür: “YURT DIŞI BURS PROGRAMI”.
Genç Selin, telefonuna bakar: arayan “ANNE”.
Zil titrer, genç Selin ekrana uzun uzun bakar;
çağrıyı reddeder.
Sonra elindeki broşürü katlayıp çantasına koyar.
Başka yöne bakıp kalabalığa karışır.
Şimdiki Selin, cama daha da yaklaşır.
Elini cama dayar; aradaki soğuğu hisseder.
İÇ SES (SELİN)
Keşke dediğim her şeyin
bir karşılığı yokmuş gibi davrandım.
Sanki “istiyorum” demek bile ayıpmış gibi.
Genç Selin, kalabalığın içinde dönüp dolmuşa doğru bakar.
Göz göze gelecekmiş gibi bir an.
Sonra başını başka yöne çevirir.
ANONS SESİ:
ANONS SESİ
Sıradaki durak: İtiraf.
10. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / DIŞ – APARTMAN DAİRESİ – GECE–GÜNDÜZ ARASI
DURAK: “İTİRAF”
Gökyüzü ne tam gece ne tam sabah; gri-mavi ara bir ton.
PENCEREDEN:
Sade bir APARTMAN DAİRESİ mutfağı.
Pencerenin içinden bakıyoruz.
Mutfak masasında üç kişi:
-
Selin’e benzeyen bir KADIN,
-
“Geri Dönüş”teki GENÇ ADAM,
-
Küçük bir ÇOCUK.
Masa dağınık, kahvaltı objeleri: ekmek, peynir, çay bardakları.
Kadın, çocuğa bir şey anlatırken gülümsüyor;
adam çocuğun saçını okşuyor.
Bu sahne, “hiç yaşanmamış bir sabah” gibi.
ÇOCUK, bir anda pencereye, yani dolmuşun baktığı yöne döner.
Göz göze gelirler; sanki Selin’i görmüş gibi.
Elini kaldırıp pencereye doğru uzatır.
Dolmuşun içindeki Selin, refleksle elini cama kaldırır.
İkisinin eli, camın iki tarafında hizalanır.
İÇ SES (SELİN)
İstemedim demedim ki.
Sadece söylemedim.
ŞOFÖR’ÜN SESİ, boğuk ama net:
ŞOFÖR
İnecek var mı?
Dolmuş, bu kez gerçekten durur gibi yavaşlar.
Frenlerden hafif bir gıcırtı.
Selin’in ayağa kalkacak gibi olduğu bir an; sonra tekrar oturur.
Gözünden yaş süzülüp süzülmediği belli belirsizdir.
Kimse inmez.
Dolmuş yeniden ilerler.
Mutfağın içindeki üçlü kadrajdan çıkar.
11. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / DIŞ – HAVALİMANI YOLU – GECE
DURAK: “SON ŞANS”
Dolmuş, daha geniş, aydınlatması bol bir yola çıkar.
Trafik az, tabelalar büyük.
ANONS SESİ:
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Son Şans.
PENCEREDEN:
Havalimanına giden yol.
Giriş tabelasında uçak simgesi.
İçeriden, büyük bir terminalin cam cephesi görünür.
ZAMAN duygusu kaymış:
Terminalin panosunda çeşitli yıllardan uçuşlar yanıp söner:
-
“İSTANBUL – BERLİN 2014 – GATE CLOSED”
-
“ANKARA – PARİS 2017 – LAST CALL”
-
“İZMİR – KOPENHAG 2020 – DELAYED”
-
“İSTANBUL – X – BOARDING”.
Genç bir SELİN, sırt çantasıyla bankta oturur.
Elindeki biniş kartına bakar, sonra telefonu çıkarır.
Mesaj taslağında şu cümle yarım kalmıştır:
“Gitmekten korkuyorum çünkü…”
Mesajı siler.
Kalkar; uçuş kapısına gitmek yerine terminalden dışarı çıkar.
Şimdiki Selin, dolmuşun içinden bu sahneyi seyreder.
İÇ SES (SELİN)
Her “son şans” aslında
bir sonrakine ertelendi.
PANO’DA son kez bir satır belirir:
“FLIGHT – SELF – BOARDING”.
Yazı hızla kaybolur.
Dolmuş, havalimanı kavşağından sapar, yokuşlu bir yan yola girer.
12. SAHNE
İÇ – DOLMUŞ / DIŞ – TEPEYE TIRMANIŞ – GECE
Şehrin ışıkları aşağıda kalır.
Dolmuş, dar, ağaçlı bir yola tırmanır.
Telefonuna bakmak isteyen Selin, cihazını çıkarır; ekran tamamen karanlıktır.
Pil bitmiştir.
ANONS SESİ, artık parazitsiz:
ANONS SESİ
Sıradaki durak: Son Durak.
ŞOFÖR, vitesten elini çekmeden içeriye seslenir.
ŞOFÖR
Buradan sonrası yok.
İnecekler hazır olsun.
YOLCULAR:
-
Emekli amca, camdan dışarı bakıp hafifçe gülümser.
-
Hemşire, cebinden katlanmış bir fotoğraf çıkarır, kısa süre bakıp geri koyar.
-
Genç gitarcı, gitar kılıfının fermuarını çeker, derin nefes alır.
-
Takım elbiseli adam, ilk kez başını kaldırır, camda kendi daha yaşlı hâline benzeyen bir siluet görür, irkilir.
Dolmuş, yolun sonunda küçük bir boşluğa yaklaşır.
13. SAHNE
DIŞ – TEPE / SON DURAK – ŞAFAK ÖNCESİ
DURAK: “SON DURAK / EŞİK”
Küçük, metal bir DURAK TABELASI:
“7G – SON DURAK” yazar.
Tabelanın altına sprey boyayla biri eklemiştir:
“EŞİK”.
Gökyüzü, şafağa çok az kala; mavi, mor ve gri karışık.
Dolmuş durur, kapılar açılır.
ŞOFÖR
Son durak.
Herkes indiği yerde.
YOLCULAR TEKER TEKER İNER:
-
Emekli amca iner; uzakta, gecekondu mahallesinin eski hâlini andıran ışıklar görünür. Otarafa yürür.
-
Hemşire iner; ufukta, köy yoluna benzeyen toprak bir yol seçilir. Oraya yönelir.
-
Genç, gitarını sırtına takar, sisin içinde beliren küçük, loş bir sahneye doğru gider.
-
Takım elbiseli adam en son iner; görünmeyen bir patikaya bakar, korku ve merak karışımı bir ifadeyle yürür.
SELİN kapıda kalır.
AŞAĞIYA BAKTIĞIMIZDA:
Tepenin yamacında, Selin’in çocukluğunun geçtiği mahalleye benzeyen bir yer görünür;
apartmanlar daha taze, duvar yazıları farklı, dükkân tabelaları eski.
Bir ÇOCUK, elinde kırmızı bir topla apartman önünde oynar.
Top, eğimle yuvarlanıp dolmuşun durduğu yere kadar gelir, Selin’in ayaklarının dibinde durur.
Çocuk, topu almak için başını kaldırır.
Selin’le göz göze gelir.
Çocuğun yüzü, küçük Selin’in yüzüdür.
İÇ SES (SELİN)
Burası…
Benim başladığım yer.
Selin, ağır adımlarla basamaklardan iner.
Ayağı yere bastığında, zeminin sertliğini hisseder.
Eğilip topu alır, çocuğa uzatır.
ÇOCUK topu alırken Selin’e bakar.
Sanki bir şey soracak gibi dudağını kıpırdatır, sonra vazgeçer.
Arkasını dönüp koşar.
Selin, tepenin yamacındaki yola doğru yürümeye başlar.
Yol, çocukluğunun sokağına benzer ama birebir aynı değildir;
zaman ve mekân biraz kaymıştır.
14. SAHNE
DIŞ – TEPE / DOLMUŞ – ŞAFAK
Dolmuşun içinden, ŞOFÖR’ÜN GÖZÜNDEN:
Selin yavaş yavaş uzaklaşır.
Bir an için, aynı kadrajda üç farklı SELİN üst üste biner gibi görünür:
-
Kurumsal kıyafetli bugünkü Selin,
-
Sırt çantalı genç Selin,
-
Kırmızı topla oynayan küçük Selin.
Kısa, göz kırpma süresi kadar bir üst üste binme.
Sonra görüntü tekrar tek bir Selin’e düşer.
ŞOFÖR hafifçe gülümser, bir şey söylemez.
Dolmuşun kapıları kapanır.
Dolmuş geri manevra yapar, tepe yolundan aşağı yönelir.
Arka camdan, “7G – Son Durak / Eşik” tabelası giderek küçülür, sonunda görünmez olur.
Şehir ışıkları uzakta, bulanık bir harita gibi kalır.
SON
Film Arkası :
-
TESADÜFLER
Jung için “tesadüf” çoğu zaman senkronisitedir: dışarıda olan bir şey, içerideki duruma anlamlı bir şekilde “denk gelir”. Bu durak, Selin’in hayatındaki ilk büyük yön değişimini (plaza mı, müzik mi?) gösterirken, aslında “rastgele seçim” değil, kişiliğinin hangi yanını besleyeceğini belirleyen kaderi bir eşik gibi çalışır.
-
ERTELEME
Jung’a göre bastırılan ya da ertelenen her dürtü, gölgede birikir ve zamanla güçlenir. Bu durak, Selin’in “Gönder”e basmadığı mail üzerinden, ertelenmiş iradeyi ve “kendi geleceğini kurma cesaretini” sürekli yarına itişini temsil eder. Erteleme, gölgenin en sessiz ama en etkili biçimlerinden biridir.
-
SUSMAK
“Susmak”, Jung dilinde çoğu zaman personanın (uyumlu, problemsiz yüzümüz) gölgeyi bastırma biçimidir. Haksızlığa tanık olup ses çıkarmamak, sahneye çıkmak isteyip geri çekilmek gibi anlar, dışarıya “sorunsuz” bir görüntü verirken içeride suçluluk ve değersizlik kompleksleri yaratır. Bu durak, “söylenmeyen sözler”in ruhsal bedelini işaret eder.
-
GERİ DÖNÜŞ
Jung’un çalışmalarında sık sık gördüğümüz tema, tamamlanmamış döngülere, eski ilişkilere, “orada bir şey kalmıştı” dediğimiz yerlere ruhun geri dönme ihtiyacıdır. Bu durak, Selin’in geçmiş bir bağa bakma ihtimali üzerinden, kapanmamış kapıların gölgede nasıl yaşamaya devam ettiğini gösterir. “Geri dönüş” bazen fiili bir geri dönüşten çok, içsel bir yüzleşme çağrısıdır.
-
VAZGEÇİŞ
Yaratıcı projelerden, denemelerden, “daha ben” olan yollardan vazgeçmek, Jung açısından yaratıcı gölgenin geri plana itilmesi demektir. Bu durak, Selin’in kendine ait olabilecek bir sesi hiç başlamadan susturduğu anları simgeler. Vazgeçiş burada, “ben kim olabilirdim?” sorusunun gölgede kalmış cevabıdır.
-
İTİRAF
Jung için iyileşme ve bireyleşmenin en kritik adımlarından biri, kendine itiraf etmektir: “Gerçekte ne istiyorum? Neyden korkuyorum?” Bu durak, Selin’in bastırılmış arzularını ve hiç kurulamamış hayat ihtimallerini ilk kez açıkça görmesini temsil eder. İtiraf, gölgeyi yok etmez ama onu görünür kılar; böylece enerji serbest kalır.
-
SON ŞANS
“Son şans” duygusu, Jungcu anlamda Self’ten (merkezi benlikten) gelen tekrar tekrar çalan kapı gibi okunabilir. Kişi çağrıyı her reddedişinde kapı kapanmaz, ama eşiğin darlığı artar. Bu durak, Selin’in farklı zamanlarda gelen fırsatlarla yüzleşmesini ve her defasında pas geçmenin yarattığı iç boşluğu görünür kılar; Self’in çağrısı hâlâ vardır ama artık daha acildir.
-
SON DURAK / EŞİK
Jung’un en temel kavramlarından biri olan bireyleşme, kişinin çocuk, genç ve yetişkin benliklerini; persona ve gölgeyi, geçmiş ve geleceği daha bütünlüklü bir yapıda bir araya getirme sürecidir. “Son Durak / Eşik”, bu sürecin bir fotoğrafı gibi: yolculuk bitmez, ama kişi artık başka bir bilinç düzeyine adım atmıştır. Selin’in çocukluk mahallesine bakan o son durak, aslında dışarıdan bakınca bir tepe; içeriden bakınca, kendi içine açılan kapıdır.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder