28 Kasım 2025 Cuma

Büyülü Gerçekçilik - 25. Saat


Ekoton’dan Sonra: Büyülü Gerçekçilik Serisine Giriş

Ekoton serisinde hep “ara bölgeler”le uğraştım: iki manzaranın, iki duygunun, iki hayatın birbirine sürtündüğü o hassas çizgiyle. Sınırların Buluştuğu Yer’de, Çeşitliliğin Arttığı Bölge’de, Hassas Bir Denge Alanı’nda ve Sürekli Değişen Bir Alan’da; ne tam buraya, ne tam oraya ait olan hikâyelerin peşindeydim.

Fark ettim ki, en çok sevdiğim edebiyat ve sinema da aslında aynı yerde dolaşıyor. “Büyülü gerçekçilik” dediğimiz şey, tam da bu ara bölgenin dili gibi. Ne tamamen fantastik, ne tamamen realist; gündelik hayatın içine, kimsenin garipsemediği küçük bir “imkansızlık” bırakıyor.

Garcia Marquez’in kasabasında gökten çiçek yağdığında, kimse bunun fizik yasalarıyla açıklamasını yapmaya çalışmıyor; ama herkesin yüz ifadesi hafifçe değişiyor. Bulgakov’un Moskova’sında şeytan dolaştığında, aslında şehirde dolaşan korkuyu, ikiyüzlülüğü görüyoruz. Sinemada Tarkovski’nin yağmurlu odaları, Apichatpong Weerasethakul’un ormanları, Bi Gan’ın rüyayla gerçek arasındaki plan sekansları… Hepsinde ortak nokta şu: “Bu olan şey gerçek mi, rüya mı?” diye sormaktan çok, “Bu görünenin içindeki his tanıdık mı?” diye soruyoruz.

Benim için büyülü gerçekçilik, “gerçeği inkar etmek” değil; gerçeğin zaten baştan sona çatlaklarla dolu olduğunu kabul etmek. Gündelik hayatın içine, çoğumuzun görmezden geldiği küçük sızıntıları görünür kılmak.

Ekoton serisinden sonra bu yüzden Büyülü Gerçekçilik serisine başlamak istedim. Yine sınırdayız; ama bu kez ekolojik, coğrafi, toplumsal değil, daha çok psikolojik ve duygusal sınırlar: gerçek benlik ile sahte benlik arasındaki çizgi, uyanıklık ile rüya arasındaki eşik, ebeveynlikle gözetim arasındaki fark… 25. Saat, bu serinin ilk durağı.




Film Önü: 

25. Saat ve Donald Winnicott’un “Üç Benlik” Dünyası

25. Saat’in arkasında, Donald Winnicott’ın beni çok etkileyen bir bakış açısı var. Winnicott, hem çocuk doktoru hem psikanalist; ama daha çok, insanın iç dünyasına çok yumuşak yerden bakan biri gibi geliyor bana.

Onun için hayat, üç katmanlı bir deneyim alanı:

Sahte benlik (false self) :

Çocuk, özellikle de “iyi olsun”, “uyum sağlasın” diye çok övülen çocuk; zamanla etrafı memnun eden bir kabuk geliştiriyor. Yetişkinlikte de bunun devamını görüyoruz: işte uyumlu çalışan, evde sorun çıkarmayan eş, her talebe “tamam hallederiz” diyen kişi… Winnicott bu yüzeye “sahte benlik” diyor; tamamen yalan olduğu için değil, asıl kırılgan çekirdeği koruyan bir zırh olduğu için.

Gerçek benlik (true self) :

İnsanın içinden kendiliğinden doğan, planlamadan çıkan taraf. Çocuğun kendi kendine oynarken kurduğu anlamsız görünen oyunlar, yetişkinin kimse bakmıyorken yaptığı küçük jestler, ansızın yazdığı bir cümle, durduk yere içinden gelen bir melodi… Buralarda konuşan şey, Winnicott’a göre “gerçek benlik”. Çok narin; o yüzden çoğu insan, hayat boyu sadece küçük anlarda ona temas edebiliyor.

Potansiyel alan (transitional space) :

Bence 25. Saat’i asıl mümkün kılan yer burası. Winnicott, iç gerçeklikle dış gerçekliğin tamamen çakışmadığı, ama birbirine temas ettiği bir “ara alan”dan söz ediyor. Çocuğun oyuncakla oynarken kurduğu hayali dünya, yetişkinin sanatla uğraştığı anlar, kendi kendine mırıldandığı şarkılar… Bunların hepsi ne tam hayal, ne tam gerçek; ikisinin ortasında bir oyun alanı.

Ben 25. Saat’te, bu potansiyel alanı gece yarısından sonra açılan görünmez bir saat gibi düşündüm. Herkesin günü bittiğinde, şehir biraz sessizleştiğinde, sahte benliğin mecburiyetleri (iş, rol, beklenti) azaldığında, insanın kendiyle yalnız kaldığı o fazladan zaman. Kahramanın 25. saati de tam burası: çocuğun odası, balkona açılan kapı, pencerelerin içinden görülen “olmuş” ve “olabilirdi” hayatlar… Hepsi Winnicott’ın ara alanına açılan küçük kapılar gibi.


25. SAAT 


SAHNE 1 – İÇ / DIŞ. METRO VE OFİS – SABAH

DIŞ – METRO GİRİŞİ – SABAH

İstanbul sabahı. Koşturan insanlar, turnikelerden geçen kart sesleri, anonslar.

İÇ – METRO VAGONU – DEVAM

Kalabalık, sıkışık bir vagon.
Telefon ekranlarının ışığı yüzlere vurur.

EDA (38), şehirli, sade giyimli, elinde çanta, kapının yanında ayakta durur.

EDA’NIN TELEFON EKRANI – YAKIN PLAN

WhatsApp iş grubundan mesajlar akar:

Sunum slaytlarını güncelledin mi
Müşteri 10:30’da erken geliyormuş
Patron sabah seni sordu

Eda kısa bir an bakar. Mesajların yanında okundu işaretleri görünür. Cevap yazmaz.

Metro fren sesleri ile durur.

İÇ – OFİS TOPLANTI ODASI – BİRAZ SONRA

Cam duvarlı, beyaz ışıklı bir toplantı odası.
Projeksiyonda grafikler ve tablolar.

EDA ayakta slayt anlatır. Masada dört beş kişi, başlarında PATRON (kırklı yaşlarda).

PATRON
Bu çeyrek herkese biraz daha fazla yük binecek.
Ama seninle içimiz rahat, Eda.
Sırtlanırsın.

Eda hafifçe gülümser, başıyla onaylar.

EDA
Merak etmeyin.
Hallediyoruz.

Katılımcılar not alır, başlarını sallar.
Eda sunumu kapatır, bilgisayarını toplar.

İÇ – OFİS KORİDOR VE AÇIK OFİS – GÜN (MONTAGE)

Eda masasında, iki telefon ve açık mail pencereleri arasında hızla yazarken.
Fotokopi makinesinde çıktı alırken.
Koridorda yürürken yanına yaklaşan ÇALIŞAN:

ÇALIŞAN
Eda, şu dosyaya da bakabilir misin

EDA
Bakarım.

Başka bir planda, Eda telefonda:

EDA
Tabii, bugün içinde dönerim.

Kamera, koridordaki kalabalığın içinde Eda’yı küçük ve yalnız bırakan geniş bir planla sahneyi kapatır.

SAHNE 2 – İÇ. EV, MUTFAK VE KIZIN ODASI – AKŞAM

İÇ – EV GİRİŞİ – AKŞAM

Kapı açılır.
Eda, elinde market poşetleriyle içeri girer.

İÇ – MUTFAK – DEVAM

Tencerede yemek kaynıyordur. Tezgah dağınık.

SALONDAN EŞİN SESİ
Geldin mi

EDA
Geldim.

Eda poşetleri hızla boşaltır, tencereye birkaç şey ekler, ocağın altını ayarlar.

KIZIN SESİ (ODANIN İÇİNDEN)
Anne, ödevime bakar mısın

EDA
Geliyorum.

Eda ellerini havluyla siler, ocağa son bir bakış, mutfaktan çıkar.

İÇ – SALON – DEVAM

EŞ (kırklı yaşlarda), kanepede yayılmış, televizyonda haberler, elinde telefon.

Günün nasıldı

Eda yürürken cevap verir, durmaz.

EDA
Yoğundu ama iyiyim.

Salondan geçip KIZIN ODASI’na yönelir.

İÇ – KIZIN ODASI – DEVAM

Küçük, renkli bir oda. Duvarlarda çocuk çizimleri, yerde oyuncaklar.

RAF – YAKIN PLAN
Çocuk kitaplarının arasında, aralarında net görünen bir kapak:
Donald W. Winnicott – Oyun ve Gerçeklik

KIZ (7–8), halının üstünde lego parçalarıyla oynar.

KIZ
Bak anne, kale yaptım

Eda onun yanına çöker.

EDA
Bu kule… Sur mu, oda mı

KIZ
Odam. Burada ben uyuyorum.

Eda gülümser, hiçbir şeyi düzeltmez.
Sadece parçaları uzatarak oyuna katılır.

Kısa bir oyun montajı:
Lego parçaları el değiştirir.
Kısa kahkahalar.
Eda’nın yüzündeki günün gerginliği biraz çözülür.

Bir süre sonra KIZ yatağa geçmiştir.

KOMODİN ÜSTÜ – YAKIN PLAN

Küçük gece lambası, bir çocuk kitabı ve yanında Oyun ve Gerçeklik duruyordur.

KIZ
Bir masal

EDA
Son bir tane.

Eda raftan bir çocuk kitabı alır, yatağın yanına oturur ve okur.
Kameranın odağı giderek kızın yüzüne yaklaşır; gözleri ağırlaşır, kapanır.

SAHNE 3 – İÇ VE DIŞ. KIZIN ODASI VE BALKON – İLK GECE, İLK 25. SAAT

İÇ – KIZIN ODASI – GECE

Masal bitmiştir. Eda kitabı kapatır, komodine bırakır.
Kızın saçını okşar.

EDA
İyi geceler, küçük kale.

KIZ
İyi geceler…

Kızın sesi neredeyse tamamen uykudadır.

Eda ayağa kalkar.

KOMODİN – YAKIN PLAN

Gece lambası, su bardağı, yanında Oyun ve Gerçeklik.
Eda kitabın kapağına kısa bir bakış atar. Elini uzatıp kapağın kenarında bir an oyalanır, sonra geri çeker. Kitabı açmaz.

DUVAR SAATİ – AŞIRI YAKIN PLAN

Göstergede 23:59.

Saniye kolu 58, 59.

00:00 olur. Net bir tık sesi.

Bir an için odadaki tüm sesler kesilmiş gibi olur.
Bu kısa boşluğun ardından ikinci, daha ince bir tık daha duyulur.

Saniye kolu çok hafif titrer.
Gözle zor seçilen mini bir sapma.

Eda başını kaldırır, saate bakar.
Yüzünde, ne olduğunu bilemediği hafif bir ürperti.

Kız artık tamamen uykudadır.
Nefesi düzenli, derin.

Eda perdeyi hafifçe aralar,
kızın odasına bitişik balkon kapısını yavaşça açar.

İnce bir gece esintisi içeri girer, perde dalgalanır.

DIŞ – KIZIN BALKONU – GECE

Küçük bir balkon. Demir korkuluk, iki saksı, plastik bir sandalye.
Aşağıda site bahçesi, karşıda apartman blokları, uzakta yol ışıkları.

Şehir sesi, boğuk bir uğultu gibi gelir.

Eda korkuluğa yaslanır.
Bir süre sadece bakar ve nefes alır.

EDA’NIN BAKIŞ AÇISI – KARŞI BLOK

Beşinci katta tek bir pencere yanıyordur.

Kamera o pencereye yaklaşır.

PENCERE – ÇİFT GÖRÜNTÜ

Altta, yalnız bir adam televizyon karşısında oturur. Omuzları çökmüş, ekrana boş boş bakar.

Aynı kadrajda, üstte silik bir katman belirir.
Aynı oda, aynı adam.
Bu kez yanında biri vardır. Adam yana dönmüş, ona bir şey anlatmaktadır.
Yüzünde hafif bir gülümseme. Televizyon kapalıdır.

İki görüntü, üst üste titreyerek bir süre aynı karede durur.

EDA – BALKONDA

Gözlerini kısar, nefesini tuttuğunu hissederiz.

Kısa bir göz kırpışı.

PENCERE

Üstteki olasılık görüntüsü yavaşça solup kaybolur.
Geriye sadece yalnız adam kalır.
Adam ışığı kapatır. Pencere karanlığa bürünür.

Eda başını çevirir, başka bir pencereye bakar.

İKİNCİ PENCERE – ÇOCUK ODASI

Altta, yatakta oturmuş bir çocuk vardır. Yüzü, elindeki telefonun beyaz ışığıyla aydınlanmıştır.

Üstte, aynı yatak.
Yanında diz çökmüş bir yetişkin, ellerinde bir kitapla çocuğa bir şey göstermektedir.
Çocuğun yüzünü bu kez sayfadan yansıyan sıcak bir ışık aydınlatır.

İki katman su yüzeyindeki yansımalar gibi birbirinin içinden akıp gider.
Üstteki sahnenin ışığı yavaşça kaybolur,
tekrar sadece telefona bakan çocuk kalır.

EDA – BALKONDA

Dudakları bir şey söyleyecek gibi aralanır,
ama ses çıkmaz.

Bir elini korkuluğa, diğer elini göğsüne yakın tutar.

Eda, arkasındaki odaya döner.

İÇ – KIZIN ODASI – GECE

Kız uykudadır.
Gece lambasının ışığı yastığın bir kısmını aydınlatır.

Eda yatağın yanına diz çöker.
Kızın yüzüne kısa bir süre bakar,
sonra sırtını yatağa yaslayarak yere oturur.

Kamera, Eda’nın yorgun yüzünden yavaşça yukarı kayar ve duvar saatine ulaşır.
Saat artık 00:02 civarındadır.

Gece lambasının soluk ışığı ve kısık şehir uğultusu sahneyi karartır.

SAHNE 4 – İÇ. MUTFAK VE SALON – ERTESİ AKŞAM

İÇ – OFİS – GÜNDÜZ (KISA MONTAJ)

Eda bilgisayar başında, ardı ardına mailler yazarken.
Toplantı odasında, birinin daha ona dosya uzattığını görürüz.
Camdan dışarı baktığında, gündüz pencereleri düz, tek katmanlı, sıradandır.

İÇ – MUTFAK – AKŞAM

Eda tencereden tabaklara yemek koyar.
EŞ masaya oturur, telefona göz atar.

Bugün çocuklu bir arkadaşlardaydım.
Bebek kamerası almışlar.
Telefona kuruyorsun, odada ne oluyor görüyorsun.
Gece içleri rahat ediyormuş.

Eda tabakları masaya bırakır, tezgaha yaslanır.

EDA
Hı…

Biz de alsak mı
Kız kendi odasında.
Hiç olmazsa arada bakarız.

Eda, kızın odasının kapısına doğru bakar.
Kapı kapalıdır, altından hafif bir ışık sızar.

EDA
Bakarız.
Mantıklı olabilir.

EŞ başını sallar, telefonda modelleri incelemeye devam eder.

SALONDAN KIZIN SESİ
Anne, masal seçtim

Eda bir an eşine, bir an telefona, sonra kapıya bakar.

EDA
Geliyorum.

Mutfaktan çıkar, kızın odasına yönelir.
Eş, mutfakta tek başına kalır.
Televizyondan haber sesi gelir.

SAHNE 5 – İÇ VE DIŞ. KIZIN ODASI VE BALKON – İKİNCİ GECE

İÇ – KIZIN ODASI – GECE

Kız ve Eda yerde yine oyun oynar.
Legolar, küçük figürler.

Rafın bir köşesinde Oyun ve Gerçeklik kitabının sırtı görünür.

Kısa oyun montajı:
Kız bir şehir kurar. Eda dinler.
Şehrin ortasına küçük, gizli bir bahçe yerleştirirler.

Sonra yatma vakti gelir.

Kız yatağa girer.

KIZ
Dün okuduğumuz masalı hatırlıyor musun

EDA
Hatırlıyorum.

KIZ
Onu bir daha okuyalım.

EDA
Tamam.

Eda aynı çocuk kitabını açar ve okur.
Kızın göz kapakları ağırlaşır ve kapanır.

SAAT – YAKIN PLAN

23:59, ardından 00:00.
İlk tık sesi gelir.
Kısa bir sessizlik.
Ardından yine o ince ikinci tık.

Saniye kolu hafifçe titrer.

Eda artık bu anı tanımaktadır.
Yüzündeki ifade ürkek ama yabancı değildir.

Balkon kapısını açar, dışarı çıkar.

DIŞ – BALKON – GECE, 25. SAAT

Şehir yine oradadır.
Kamera bu kez daha az yabancı, daha çok alışık bir bakışla etrafa bakar.

EDA’NIN BAKIŞ AÇISI – PENCERELER MONTASI

Bir pencerede, altta mutfakta yalnız bir kadın bulaşık yıkamaktadır.
Üstte, aynı kadın mutfak masasında biriyle oturmuş, kahve içip konuşmaktadır.

Başka bir pencerede, altta baba çocuğuna yüksek sesle bir şey anlatmaktadır.
Üstte, aynı baba diz çökmüş, çocuğun göz hizasında, eli çocuğun omzunda sakin konuşmaktadır.

Bir başka pencerede, altta genç biri bavul toplamaktadır.
Üstte, bavul hiç açılmamış, genç kişi pencere önünde uzaklara bakmaktadır.

Görüntüler birkaç saniyelik, titreşimli fragmanlar gibi parlar ve söner.
Hepsi olmuş ve olabilirmiş zamansal hallerin üst üste binmiş hali gibi.

EDA – BALKONDA

Artık panik yoktur.
Yüzünde ağır ama berrak bir farkındalık.

Yavaşça başını kendi bloklarına çevirir.

DIŞ – SİTE İÇİ, EDA’LARIN DAİRESİ – UZAK PLAN

Salon penceresinde çift katmanlı bir görüntü belirir.

Altta, EŞ televizyon karşısında, elinde telefonla oturmaktadır.
Yanında boş bir yer vardır.

Üstte, aynı salonda bu kez Eda mutfak masasında laptop ve kulaklıkla gece toplantısındadır.
Kızın odası kapalıdır, içeride yalnızdır.

İki katman üst üste titrer.
Sonra üstteki görüntü yavaşça kaybolur,
yalnız eş ve orada olmayan Eda kalır.

EDA – BALKONDA

Uzun süre bakar.
Gözlerini kaçırmaz.

Derin bir nefes alır.
İçeri döner, kızın yanına gider.
Battaniyeyi düzeltir, saçlarını okşar.

Gece lambasının ışığı sahneyi yavaşça karartır.

SAHNE 6 – İÇ. KIZIN ODASI – GÜNDÜZ, BEBEK KAMERASI KURULUYOR

İÇ – KIZIN ODASI – GÜNDÜZ

Gün ışığı odaya girer.
Kız halıda oyun oynamaktadır.

EŞ, kutudan bir bebek kamerası çıkarır.

Bak, şunu buldum.
Telefona kuruyorsun, çok iyi.

Kamerayı, yatağın karşısındaki rafa yerleştirir.
Lens, yatağı ve balkon kapısını birlikte görecek açıdadır.

Eda kapı eşiğinde durur.
Ne tamamen içeridedir, ne tamamen dışarıda.

EŞ telefondan uygulamayı açar.

TELEFON EKRANI – YAKIN PLAN

Odadan canlı görüntü görünür.
Kız yerde, Eda kapı eşiğinde gölge gibi.

Gece kalkmana bile gerek kalmaz.
Bir bakarsın, için rahat eder.

Eda, ekranda kendisini uzaktan bakan bir göz olarak görür.

EDA
Rahat…
Evet.

KIZ
Beni izliyor musunuz

Sadece merak edersek.

BEBEK KAMERASI – YAKIN PLAN

Objektif, odanın ortasına bakan küçük bir göz gibidir.
Kırmızı uyarı ışığı hafif hafif yanıp söner.

LED – AŞIRI YAKIN

Tek bir kırmızı nokta, nefes alıyormuş gibi.

Telefonun kısa bir bip sesi yükselir.
Bu ses uzar, incelir ve duyulmaz bir biçimde saat tiklerinin ritmine karışır.

SAHNE 7 – İÇ VE DIŞ. KIZIN ODASI VE BALKON – SON GECE, ÜÇ KATMAN VE SEÇİM

İÇ – KIZIN ODASI – GECE

Gece lambası yanmaktadır. Oda loştur.

DUVAR SAATİ – YAKIN PLAN

Tik… tik… tik…
Göstergede 23:58.

Kamera saatten aşağı iner ve komodini gösterir.

Komodinin üzerinde, kapalı çocuk kitabı ve açık duran Oyun ve Gerçeklik vardır.
Sayfanın arasından küçük bir not kağıdının ucu görünür.
Kenarında 25 rakamı seçilir.

YATAK – GENEL PLAN

Kız yorganın altında, yarı uykuludur.
Eda başucunda oturur, masalın son cümlelerini alçak sesle okur.
Sözleri duymayız, yalnızca ritmini hissederiz.

Kitabı kapatır, komodine bırakır.

Kızın gözleri kapanır.

KIZ
Gitme…

EDA
Buradayım.

Kızın eli, refleksle Eda’nın bileğine dokunur, sonra bırakıverir.

SAAT – AŞIRI YAKIN

23:59.

Saniye 58, 59.

00:00’ı gösterir. Net bir tık sesi.

Odadaki sesler kısılır.
Havadaki gerilim artar.

Bir kez daha, çok ince bir tık duyulur.

Saniye kolu bir an durur,
bir ileri, bir geri titrer
ve yavaşça yerine oturur.

Yirmi beşinci saat açılmıştır.

EDA, saati izler.
Bu anı tanıyormuş gibi başını hafifçe eğer.

Kamera, saatten aşağı iner ve bebek kamerasına gelir.

Bebek kamerası köşede, kırmızı ışığı yanmaktadır.
Lens, yatağı ve balkonu aynı kadrajda tutmaktadır.

Eda, kameraya bir an bakar.
Bakışında sessiz bir yüzleşme.

Sonra balkon kapısına yönelir.
Kapıdan çıkarken, camda Eda’nın yansıması ile içeride parlayan kırmızı ışık aynı karede görünür.

DIŞ – BALKON – GECE, 25. SAAT

Rüzgar hafiftir.
Şehir uğultusu, bir perde arkasından geliyormuş gibi.

Eda korkuluğa dayanır.

Kısa bir pencere montajı, bu kez daha hızlı:

Bir odada yalnız yemek yiyen adam ve aynı adamın, üstteki katmanda biriyle kahve içerkenki hali.
Başka bir odada çocuğuna bağıran anne ve üst katmanda diz çökmüş, çocuğuyla sakin konuşan hali.
Bir odada bavul toplayan genç ve üst katmanda bavulsuz, uzak ufka bakan hali.

Görüntüler birkaç saniyelik birer patlama gibi parlar ve söner.
Eda artık bunlara şaşırmaz, yalnızca tanık olur.

Kamera, yavaşça Eda’ların bloğuna doğru hareket eder.

DIŞ – SİTE İÇİ, EDA’LARIN DAİRESİ – GECE

Salon penceresinde üst üste üç katmanlı bir görüntü oluşur.

Alt katman, şimdiki haldir.
Eş kanepeye yayılmış, televizyon açık, elinde telefonla oturur.
Yanında boş bir yer vardır.

Orta katmanda, aynı salonda Eda da görünür.
Kanepenin kenarında oturur, elinde telefon vardır.
Bebek kamerası uygulaması açıktır, ekranda kızın odası görünür.
Eda fiziksel olarak odada değildir, uzaktan izleyen bir anne gibidir.

Üst katmanda, kızın odası belirir.
Eda, kızın yanında yatağın kenarında uzanmıştır.
Kız ona sokulmuş, aralarında oyuncaklar vardır.
Bebek kamerasının fişi prizden çekiktir ya da lensi bir pelüş oyuncağın içine saklanmıştır.
Odada dışarıya bakan bir göz yoktur.

Üç görüntü, aynı pencere üzerinde titrek bir şekilde üst üste durur.

EDA – BALKONDA, YAKIN PLAN

Yüzünde bu üç halin ağırlığı vardır.
Gözleri dolmaz, ama bakışı derinleşir.

Bir an nefesini tutar.

EDA (V.O.)
Hangisi benim kalbim

Bu cümle duyulduğunda, pencere görüntüleri sırayla söner.

Önce ortadaki katman, yani ekrandan izleyen anne hali kaybolur.
Ardından alt katman, yalnız eş ve boş yer görüntüsü silikleşir.

Bir an için sadece üst katman kalır.
Kızın yanında yatan Eda’nın görüntüsü.

Fakat bu hala biraz hayalet gibidir,
henüz tam gerçekleşmemiş bir ihtimal hissi taşır.

Eda, balkondan içeri döner.

İÇ – KIZIN ODASI – 25. SAAT DEVAM

Kız aynı pozisyonda uyumaktadır.
Gece lambası huzurlu bir ışık verir.

Bebek kamerası köşede durmaktadır.
Kırmızı ışığı yanıp sönmektedir.

Eda kameraya yaklaşır.
Objektife bir an sessizce bakar.

Sonra kararlı bir hareketle fişi prizden çeker.
Kamerayı eline alır, kızın çizdiği bir resmin arkasına yerleştirir.
Ev, güneş ve ağaç çizimlerinden oluşan bu resim, lensi tamamen kapatır.

Artık cihaz rafın üzerinde sıradan bir plastik kutu gibi durur.
Göz olmaktan çıkıp, herhangi bir nesneler yığınına karışmıştır.

Eda yatağa döner, kızın yanına uzanır.
Kız uykusunda refleksle ona biraz daha sokulur.

Eda kızın saçlarını okşar.
Gözlerini kapamaz, tavana bakar.

DUVAR SAATİ – AŞIRI YAKIN

Akrep ve yelkovan, on ikinin üzerindedir.
Saniye kolu ağır ilerler, sonra neredeyse durur.
Zaman bir anlığına 24:00’a çivilenmiş gibi hissedilir.

Saat sesi çok yakından gelir.

tik…
uzun bir sessizlik
…tik

Kamera, saatten yavaşça geri çekilir.
Önce duvarı, sonra yatağı, gece lambasının ışığı altında yan yana yatan iki silueti görürüz.

Gece uğultusu gitgide kısılır,
yerine hafif bir ketıl sesi ve sabah mutfağına ait belirsiz sesler sızmaya başlar.

Bu ses geçişi sırasında görüntü, sabahın aynı açıdaki planına erir.

SAHNE 8 – İÇ VE DIŞ. KIZIN ODASI VE EV – SABAH FİNAL

İÇ – KIZIN ODASI – SABAH

Aynı açı, bu kez gün ışığıyla.

Yatak toplanmıştır.
Gece lambası kapalıdır.
Sandalyede kızın okul çantası durur.

Rafın üstünde, kızın resminin arkasına saklanmış bebek kamerasının gövdesi belli belirsiz seçilir.

Mutfaktan sesler gelir.
Ketılın son tıslaması, çatal kaşık sesi, uzak televizyon haber sesi.

İÇ – MUTFAK – SABAH

Eda masada kahvaltı hazırlamıştır.
Kız sandalyede, bir yandan yer, bir yandan çantasını kontrol eder.

EŞ kapıda, elinde telefonla durur.

Bu kameranın uygulaması saçmalamış.
Gece hiçbir şey kaydetmemiş.
Tek kare bile yok.

Telefonu Eda’ya doğru uzatır.
Eda, kızın tabağına bir parça peynir bırakırken kısa bir bakış atar, umursamaz bir tavırla.

EDA
Bozulmuştur.
Zaman bulursak bakarız.

KIZ
Geç kalıyoruz

Eda çantayı alır, kızın sırtına takar.

EDA
Tamam, kale hazır.

Kız güler, kapıya koşar.
Eş montunu alır.

Akşama ararım.

EDA
Bakalım.

Kapı kapanır.
Mutfak bir an sessiz kalır.

İÇ – KIZIN ODASI – SABAH

Komodinin üzerinde, bu kez kapalı duran Oyun ve Gerçeklik.
Yanında katlanmış küçük bir not kağıdı.

Kamera yaklaştıkça nottaki yazı okunur.

Gece oynayabildiğimiz yer,
kalbimizin yeridir.

Kamera nottan yavaşça uzaklaşır ve pencereye yaklaşır.

DIŞ – SİTE İÇİ, EDA’LARIN DAİRESİ – GÜN

Uzak bir genel plan.
Kızın odasının penceresi sabah ışığı almaktadır.

Camda kısa bir an için iki siluet üst üste belirir:
Balkonda yalnız duran Eda
ve odanın içinde kızın yanında duran Eda.

İki görüntü birbirinin içine akıp tek bir siluete dönüşür.
Yalnızca içerideki Eda kalır.

Şehir sesi, kuş cıvıltıları, uzak trafik.

Görüntü yavaşça kararır.

Yazı: 25. SAAT
 


Film Arkası: 

25. Saat, Zamanın Kenarı ve Winnicott Bağlantısı

25. Saat’te İstanbul’da yaşayan, çalışan, anne olan bir kadının gecesine bakıyoruz. Gündüzleri onun sahte benliğini görüyoruz: ofiste uyumlu, görevini fazlasıyla yerine getiren çalışan; evde herkesin ihtiyacını karşılamaya çalışan anne ve eş. “Hallediyorum” demekten başka cümlesi kalmamış gibi.

Asıl hikaye, çocuk odasının ışığı kısıldıktan sonra başlıyor. Saat gece yarısını vurduğunda, dünyadaki herkes için 24 saatlik normal gün biterken, onun hayatında fazladan bir saat daha açılıyor. Bu 25. saatte balkona çıkıp pencerelere bakıyor ve üst üste binen iki görüntü görüyor:
  • Gerçekte yaşananlar
  • Yaşanma ihtimali olan ama yaşanmamış alternatifler
Yalnız yemek yiyen adamla, biriyle masada oturan halini aynı anda görüyor. Telefona gömülmüş çocukla, yanında masal okunan halini aynı karede izliyor. Kendi evlerinin penceresine baktığında da üç katman beliriyor: yalnız tv başındaki eş, uzaktan kamera görüntüsünü izleyen anne, bir de çocuğun yanına kıvrılan anne…

Bu, tam Winnicott’ın anlattığı şey: sahte benlik (herkesi idare eden, her şeyi kontrol eden yetişkin), potansiyel alan (pencerelerin üst üste bindiği büyülü saat) ve gerçek benlik (çocuğun yanına gerçekten uzanan, kamerayı fişten çekip “gözetimi” değil teması seçen anne).

Filmin sonunda kahraman, çok büyük bir karar vermiyor aslında. Sadece küçük ama çok kritik bir tercih yapıyor: bebek kamerasının fişini çekiyor, gözetleyen gözün önüne kızının çizdiği resmi koyuyor ve yatağa, çocuğunun yanına uzanıyor.

Yani, güvenliği “uzaktan izleme”ye değil, gerçek temasın kırılganlığına emanet ediyor.

Benim için 25. Saat’in kalbi burada atıyor:
  • Gündüz, Winnicott’ın sahte benliği: uyumlu, verimli, kimseyi hayal kırıklığına uğratmayan yetişkin.
  • Gece yarısından sonraki 25. saat, potansiyel alan: şehirle, diğer hayatlarla, kendi iç sesiyle temas ettiği büyülü zaman.
  • Finalde çocuğun yanına uzanması ise gerçek benliğe küçük bir dönüş: “Gece oynayabildiğimiz yer, kalbimizin yeridir.” cümlesi tam buraya bakıyor.
Blogda bu filmi paylaşırken, aslında sadece bir kısa film senaryosu paylaşmış olmuyorum; aynı zamanda kendi hayatımdaki 25. saatlere de bakmış oluyorum. Gündüz hangi rollerle ayakta durduğumu, gece hangi küçük seçimlerle gerçekten “orada” olabildiğimi…

Belki okuyanlar da kendi 25. saatlerini, kendi potansiyel alanlarını hatırlarlar: telefonun sessize alındığı, kameranın fişten çekildiği, sadece bir çocuğun nefesinin ya da kendi iç seslerinin duyulduğu o küçük zaman dilimlerini.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder